KÜLTÜR TURİZMİ-ANTALYA

"Türkiye'nin Turizm Başkenti"

Türkiye'nin güneybatısında, Toros Dağları ile Akdeniz arasında yeralan, günümüze gelinceye kadar pek çok medeniyetin yerleşim yeri olmuş bir şehir Antalya. Mavi ve yeşilin bütün tonlarını barındıran ve tarihi antik çağlara dayanan bu şehrin her noktası, kendi başına bir tatil cenneti.

Akdeniz'e sahil uzunluğu 640 km olan Antalya'da yılın en az dokuz ayı denize girilebiliyor. Bu kadar uzun bir sahil şeridine ve deniz sezonuna sahip olunca da, ilk akla gelen plajları oluyor. Antalya'nın Kaş, Derme, Finike, Kumluca, Olimpos, Adrasan, Kemer kıyılarında, doğal plajları var. Şehrin batısında Konyaaltı Plajı, doğusundan başlayıp Side ve Gazipaşa'ya doğru uzanan bölümde ise, Lara, Karpuzkaldıran, Belek ve Kundu Plajları yer alıyor, ki bunların en belirgin özellikleri, ince kumlu plajlar olmaları. Antalya'nın Olimpos, Adrasan gibi dillere destan koyları, tekne turlarına gösterilen ilginin kuşkusuz en büyük sebebi. Kleopatra, Konyaaltı ve Lara ise, tekne turizmin en yoğun olduğu plajlar.

Antalya'da yılın ortalama 300 günü güneşli ve yıllık sıcaklık ortalaması 18 derecenin üzerinde seyrediyor. Bu da, yıl boyu turizme açık bir şehir olmasında en etkin farkörlerden biri.

Nitekim, 2010 yılı turizm istatistiklerine göre, Antalya; Paris, Londra ve New York'tan sonra, dünyada en çok ziyaret edilen dördüncü şehir oldu.

Antalya, “Turizmin Başkenti” ünvanını; yalnızca deniz turizmi nedeniyle almıyor elbette.

Şöyle bir baktığınızda; tatil adına düşünülebilecek her ne varsa, hemen hepsini Antalya sınırları içinde yapabilmeniz mümkün.

Antalya; kongre turizmi, spor turizmi, kültür turizmi, kamp, mağara ve inanç turizminin yarısıra, yayla turizmi, hatta son yıllarda yoğun olarak görülen sağlık turizmi ile de dünya çapında bir üne sahiptir. Özellikle spa konusunda Antalya otelleri çok revaçtadır. Bütün bu alanları desteklemek amacıyla şehirde, dünya standartlarında yatırımlar yapılmış. Diğer taraftan, Saklıkent Kayak Merkezi; Antalya'nın kış turizmi için de ideal bir şehir olduğunu gösteriyor.

Antalya, yapılan ciddi yatırımlar sonucu, spor turizminde haklı bir başarıyı yakalamış durumda. Futbol, tenis, golf gibi popüler sporlar başta olmak üzere; judo, halter, eskrim gibi pek çok spor dalında yüzlerce sporcu ve takımları, Antalya'yı tercih ediyor. Golf turizmine yönelik, uluslararası turnuvalara ev sahipliği yapacak nitelikteki tesis yatırımlarının doğruluğu ise, her geçen yıl daha çok anlaşılıyor. Antalya'nın, 2012 Dünya Amatör Golf Turnuvası'na ev sahipliği yapması da bunun kanıtı olsa gerek.

Antalya, düzenlediği ulusal ve uluslararası boyutlardaki kültür-sanat etkinlikleri ile de son yıllarda adından sıkça söz ettiren bir şehir. Yıllar içinde sayıları artan bu etkinliklerin en tanınmışları.

Antalya Altın Portakal Film Festivali (Ekim), Antalya Televizyon Ödülleri (Nisan), Aspendos Uluslararası Opera ve Bale Festivali (Haziran), Altın Portakal Şiir Ödülü (Mart), Uluslararası Piyano Festivali (Kasım), Uluslararası Kum Heykel Festivali (Haziran-Kasım).

Antalya'dan sevdiklerinize götürebileceğiniz en güzel hediyeler arasında, el yapımı leziz reçeller ve döşeme halıları başta geliyor.

Antalya'da farklı aktiviteler yapmak isteyenlere; jeep safari, dalış, paraşüt, bisiklet turu, yat turu, atv safari öneriliyor. Adrenalin tutkunları için ise, Köprülü Kanyon'da rafting, yapılacaklar listesinde ilk sırada.

Hadrian Kapısı

Görülmesi Gerekenler

Attaleia (Antalya) Antik Kenti

Modern Antalya şehri, antik yerleşimin üzerine kurulduğu için, antik çağ kalıntılarına maalesef merkezde az rastlanıyor.

Görülebilecek kalıntıların başında; eski liman olarak bilinen liman mendireğinin bir kısmı ve limanı çevreleyen surlar geliyor. Bu surlar, Kaleiçi'ni içten ve dıştan at nalı şeklinde çevreliyor. Surlar, Helenistik, Bizans, Roma, Selçuklu ve Osmanlı devirlerinin ortak eseri ve 80 burcu bulunuyor. Muhteşem duvarlardan geriye ise, Hıdırlık Kulesi, Hadrianus Kapısı ve Saat Kulesi'nin kalıntıları kalmış.

Hadrianus Kapısı (Üçkapılar), günümüze kadar en iyi korunarak gelmiş yapılardan biri. M.S. 130'da Roma İmparatoru Hadrian adına yaptırılmış. Kapının orijinali iki katlıymış, ancak bugüne gelen kalıntılarda, bu net olarak anlaşılamıyor maalesef. Hadrianus Kapısı'nın oyma ve kabartma süsleri görülmeye değer.

Şehrin merkezinde, dış surlar üzerinde bulunan Saat Kulesi'nin eski saat mekanizmasından bugüne ise, yalnızca çanı kalmış. Saat kadranı da değiştirilmiş ve elektronik saate dönüştürülmüş. Çan üzerinde, Hz. İsa, Hz. Meryem ve bir aziz kabartması ile Grekçe yazılar bulunuyor.

Keyhüsrev, Yivli ve Karatay Medreseleri ile, İskele ve Tekeli Mahmut Paşa Camileri, sur içindeki önemli eserlerden birkaçı.

Karatay Medresesi

Antalya Limanı'ndaki Karatay Medresesi, bazı kaynaklarda Karadayı Camii olarak da geçiyor. Medreseyi, Celaleddin Karatay, 1250 yılında II. Keykavus zamanında yapmış. İki eyvanlı medreseler grubunda bulunuyor. Günümüze kadar ulaşan bölümleri, yalnızca; giriş eyvanı ve doğu cephesindeki büyük eyvanın mihrabı.

Termessos Antik Kenti

Türkiye'nin en iyi korunmuş antik şehirlerinden Termessos; Antalya'nın 30 km. kuzeybatısında, Güllük Dağı'nın tepesinde, Korkuteli sınırları içinde, doğal bir platform üzerinde kurulmuş. Antik Kent, günümüzde Milli Park kapsamında korunuyor.

Agoranın hemen doğusunda bulunan tiyatro ise, Termessos ovasının kuşkusuz en göz alıcı yapısı. Helenistik döneme ait tiyatro planına uygun oluşturulmuş yapı; Roma Tiyatrosu'nun en belirgin özelliklerine ve 4-5 bin seyirci kapasitesine sahip olarak inşaa edilmiş.

Termessos Antik Kenti'nde farklı büyüklüklerde ve tarzlarda altı adet tapınak var. Bunlardan dördü, kutsal olduğu tahmin edilen alanda bulunuyor.

Yeri gelmişken, Antalya'nın isminden de bahsetmeden geçmeyelim.

Antalya isminin hikayesi, Helenistik çağa dayanıyor. Rivayet odur ki; o dönemde Bergama Kralı olan II. Attalos, emrindeki askerlerden yeryüzündeki cenneti bulmalarını ister. Askerler, krallarına cennet olarak bugünkü Antalya'yı gösterirler. II. Attalos, stratejik konumu ve sahip olduğu doğa güzelliği nedeniyle burayı beğenir ve bir liman şehri kurdurur. Şehrin ismi, kurucusunun isminden dolayı Ataleia olur ve zaman içinde değişiklikler göstererek, 20. yy'ın başlarından itibaren Antalya olarak anılmaya başlar.

Çağlar boyu farklı uygarlıkların yerleşim yeri olan Antalya; kültür, sanat, mimari ve mitolojik olarak hemen her dönemin gözdesi olmuş. Hatta, Antalya'nın mitolojik hikayeleri günümüze kadar gelmiş. Bunlardan biri Güzel Sanatlar Tanrısı Apollo ile ilgili... Apollo, Dafne adından bir kıza aşık olur. Kız, Apollo'nun aşkına karşılık vermeyince, talihsiz aşık Apollo Dafne'nin peşinden gider. Bu uzun süren kovalama, Antalya yöresinde Dafne'nin tüm vücudu ile toprağa kök salması ve defne ağacına dönüşmesiyle son bulur.

Yine bir efsaneye göre, Noel Baba; Antalya'ya bağlı Patara'da doğmuş, Demre'de yaşamış ve ölmüş.

Olimpos Antik Kenti

Antalya Otogarı'ndan Kumluca istikametine giden otobüslerle aktarmalı olarak ulaşabileceğiniz, Helenistik dönemden kalma, merkeze 85 km mesafedeki bu antik kentte; duru, tertemiz bir deniz de sizi bekliyor. Doğa sporlarının da yapıldığı Tahtalı Dağı'nın eteğindeki bu harika beldede, limon ve portakal ağaçlarının arasındaki bungalo evlerde konaklamanız da mümkün. Bu arada, Olympos'a gitmişken, yakındaki Adrasan ve Çıralı koylarına ve 5-6 km. uzaklıktaki Yanartaş'a da uğramadan dönmeyin, deriz. Yanartaş'ta, adından da anlaşılacağı üzere, kayaların arasında yanan alevlerin binlerce yıldır hiç sönmediği rivayet edilmekte. Tabi bunda, bölgede doğalgaz kaynağı olmasının da etkisi olsa gerek.

Aspendos Antik Kenti ve Tiyatrosu

Serik ilçesi sınırlarındaki Aspendos Antik Kenti, M.Ö. 10. yy'da, Akalar tarafından kurulmuş. Tiyatro ise, M.S. 2. yy'da Romalılar tarafından inşaa edilmiş. Kuzeydeki dağlardan şehre su getiren, mühendislik becerisinin ürünü, bir kilometre uzunluğundaki su kemerlerinin de gözden kaçırılmaması gerek.

Perge Antik Kenti

Antalya'nın 18 km. doğusunda, Aksu sınırları içinde, Roma dönemine ait en güzel eserlerden biri.

Kazılar sırasında bulunan Hitit tabletleri, şehrin, Troia (Truva) savaşından önce kuruluşmuş olduğunu gösteriyor. Şehrin coğrafi önemini ve gelişimini artıran faktörlerin başında, Aksu nehri geliyor. Antik kentten günümüze ise; tiyatro, nekropol, stadion, agora ile surlar, sütunlu cadde, gymnasium, anıtsal çeşme, hamam gibi pek çok bölümü ulaşmayı başarmış.

Side Antik Kenti ve Tiyatrosu

Manavgat'ın 7 km. güneybatısında, 350-400 m. genişliğinde bir alanda kurulmuş Side Antik Kenti, M.Ö. 7. yy'da yerleşim merkezi olmuş. Kente girişte ilk göze çarpan kalıntılar, Roma döneminde, Manavgat Çayı'ndan şehre su taşımak için yapılmış su kemerleri. Sonrasında görülen, yarım daire şeklinde çeşme, iki kule ve arasında bulunan iyi korunmuş bir kapı, bugüne kadar kalmayı başarmış eserlerden bazıları. 25 bin kişilik tiyatroda ise, bir zamanlar gladyatörler gösteri yaparlarmış. Tiyatro yakınındaki, yine Roma dönemine ait Dionysus Tapınağı da görülmeye değer eserlerden.

Düden Şelalesi

Düden, iki çağlayana sahip bir şelale. İlki; Antalya'dan 8 km. uzaklıkta, Lara Plaj yolu üzerinde ve 50 metre yükseklikteki falezlerden dökülüyor. İkincisi, Antalya'nın 15 km. kadar kuzeyinde ve Düdenbaşı Şelalesi olarak da biliniyor. Şelaleye, yat limanından turistik tekne turları düzenleniyor.

Kurşunlu Şelalesi

Antalya-Isparta karayolunun 24. km'sine ulaştığınızda göreceğiniz tabelaları takip ederek 7 km. daha gittiğinizde, şelalenin de içinde bulunduğu 2. km'lik kanyona ulaşıyorsunuz. Antalya Merkez İlçe sınırları içinde kalan Kurşunlu Şelalesi, 7 küçük göleti birbirine bağlayan şelalecikleri, piknik yeri ve manzara seyir terasları ile turistlerin uğrak yeri.

Manavgat Şelalesi

Manavgat'ın 4 km. kuzeyinde bulunuyor. Çevresi, ziyaretçilerin yararlanabilmesi için mesire yeri haline getirilmiş. Şelalede, ırmak suları 4-5 m. gibi alçak sayılabilecek bir mesafeden düşüyor. Ancak, yatay olarak geniş bir alana sahip olduğu için, görülmeye değer bir güzellikte. Manavgat'tan kalkan minibüsler ile şelaleye gidebilmek mümkün.

Manavgat Şelalesi

Konakaltı Mağarası

Antalya Atatürk Parkı'nın denize doğru olan, falezli kısmında olan Konakaltı Mağarası'na karadan ulaşım olmadığı için, erişim, yalnızca deniz yolundan sağlanabiliyor. Konakaltı Mağarası'nın, doğu ve batı taraflarında iki farklı girişi var.

Korsanlar Mağarası

Deniz mağarası olması nedeniyle, tekne turlarının uğrak yeri. Limandan kalkan tekneler, sizi mağaraya getiriyor ve gezdiriyor. Rivayete göre, hemen üzerindeki Alanya Kalesi ile eskiden arasında bir bağlantı yolu varmış. Ganimetler, denizden, bu mağara yoluyla kaleye ulaştırılırmış. Ancak, zaman içinde bu yol çökmüş ve arada bir bağlantı kalmamış.

Karain Mağarası

Anadolu'da, bilinen en eski yerleşim alanlarından olan Karain, M.Ö. 7.000-8.000 yılları arasında kullanılmış. Antalya'nın 30 km. kadar kuzeybatısında, merkeze bağlı Yağca köyü sınırları içindeki Karain Mağarası, Türkiye sınırları içinde, insan yaşamış olan en büyük mağara olarak biliniyor. Denizden yüksekliği 430-450 metre kadar olan Karain Mağarası ile çevresindeki diğer mağaralar; doğal ve kültürel özellikleri dolayısıyla, karma sit olarak Dünya Kültür Mirası Listesi'ne önerilmiş.

Kocain Mağarası

Antalya'nın 58 km. kuzeydoğusunda, Döşemealtı ilçesi sınırlarında, 775 metre yükseklikdeki bu mağaraya ulaşım oldukça zor. Ancak, doğa harikası bir yerde bulunuyor. Tıpkı Krain Mağarası gibi Prehistorik yerleşim alanlarından biri olduğu düşünülen Kocain Mağarası, yaz aylarında bile, içeride yarım saat durulamayacak ölçüde serin.

Damlataş Mağarası

Alanya ilçesinde, şehir merkezine 3 km uzaklıkta, deniz kenarındaki bu mağara, sarkıt ve dikitleriyle ünlü. Senenin minimum altı ayı sürekli damlayan Damlataş Mağarası'nın astıma iyi geldiği söyleniyor.

Yalan Dünya Mağarası

Gazipaşa ilçesine bağlı, 5 milyon yıldan daha yaşlı olan mağara, dağın 400 metre içinde bulunuyor ve oluşumu halen devam ediyor. 4 km'lik mağaranın ancak 450 metrelik bölümü gezintiye açık.

Dim Mağarası

Alanya'nın merkezine 12 km. uzaklıktaki Dim Mağarası'nın yüksekliği, yaklaşık Alanya Kalesi kadar. 1999 yılında turizme açılan mağara, Dim Vadisi ve sayısı onlarca olan Dim Köyleri ile bir bütünlük oluşturuyor.

Köprülü Kanyon

Manavgat ilçesine bağlı, rafting yapılan dünyaca ünlü ırmaklardan biri olan Köprüçay'ın içinden geçtiği, milli park olarak ilan edilen bu bölgede kamp yapmak, ağaç evlerde ya da pansiyonlarda konaklamak mümkün. Köprülü Kanyon, Antalya merkeze 85 km. uzaklıkta bulunuyor.

Güver Uçurumu

Antalya'ya yaklaşık 10 km uzaklıkta Antalya-Korkuteli yolu üzerinde Düzler Çamı Bölgesi'nde, doğal sit statüsünde korunan bu kanyon, 115 metre derinlikte, tam bir doğa harikası. 3 dağı birbirinden ayıran doğal kanyonun 1 milyon yıllık olduğu tahmin ediliyor.

Antalya Müzesi

Dünyada, Roma Dönemi'ne ait eser açısından en zengin müze olan Antalya Müzesi'nde eserler ait oldukları bölümlerde, kronolojik olarak sergileniyorlar.

Müzenin 12 büyük salonundan belki de en alışılmadık olanı Çocuk Salonu. Burada, çocukların yüzyıllar öncesinde oynadıkları oyuncaklar ve oyunlardan örnekler bulunuyor.