KÜLTÜR TURİZMİ-DİYARBAKIR

"Tarihin Başkenti"

Coğrafi olarak Türkiye’nin Güneydoğu’sunda yer alıyor. Diyarbakır ili ve yakın çevresi tarihin eski dönemlerinden beri önemli yaşam merkezlerinden biri haline gelmiş. Bu gelişmeye bağlı olarak bu bölgeler, Anadolu ve Mezopotamya oradan da Asya ve Avrupa arasında önemli geçiş yollarını içine alan geçiş yerleri olmuşlar. Bu coğrafi doğal özellik nedeniyle Diyarbakır, tarihin ilk dönemlerin itibaren başlayarak birçok uygarlığın yaşam sürdüğü bir bölgenin içinde bulunmuş.

Yapılan bazı arkeolojik araştırmalar sonucunda Diyarbakır ve çevre yerlerde yontma taş devrine uzanan, insan yaşamını gösteren kalıntılar bulunmuş. O nedenle Diyarbakır için “tarihin başkenti” nitelemesi yapılmakta. Bölge Anadolu’ya geçiş yollarının üzerinde olmasından dolayı Hurriler (Mitaniler), Asurlular, Aramiler, Urartular, İskitler, Persler, Makedonyalılar, Selevkoslar, Romalılar, Sasaniler, Bizanslılar Emeviler, Abbasiler, Selçuklular, Eyyubiler Moğollar, Safeviler ve son olarak da Osmanlılar gibi medeniyetlere ev sahipliği yapmış, bu nedenle tarihi eser niteliği taşıyan yapılara şehrin her tarafında karşılaşabilirsiniz.

Adeta bir açık hava müzesi niteliğinde olan Diyarbakır’da çok sert bir yayla iklimi hakimdir. Yaz ayları çok sıcak geçmekte, sıcaklık yazın 46 dereceye kadar çıkıyor. Kış aylarında ise tam tersi, oldukça soğuk geçmekte ve termometreler kışın eksi 20 dereceye ulaşır.

Diyarbakır şehri doğunun Paris’i olarak tanımlanmakta. Bu tanımlamayı fazlasıyla hak edecek sosyal aktiviteler de bulunmak isterseniz, oldukça önemli imkanlar sunan yerler var. Örneğin eski bir gelenek olan sıra geceleri halen devam ettirilmekte. Eğer sinema, tiyatro ya da müzeleri gezmek isterseniz bir çok farklı seçeneğiniz olacak.

Dağ ve doğa yürüyüşleri: Şehrin kuzeyinde bulunan Beklik tepesi, Ergani ilçesinde bulunan Mihrap dağı, Dicle ilçesindeki Adem dağı ve Silvan ilçesindeki Zarga ile Püsküllü dağlarına geziler düzenlenmekte. Vaktiniz varsa bu gezilerden birine katılmanızı tavsiye ederiz.

Mağara turizmi: Diyarbakır ili sınırları içinde yer alan, tarihin eski dönemlerinden kalma pek çok doğal ve yapay mağara bulunmakta. Bu mağaralar mesken olarak ya da farklı amaçlarla kullanılmak üzere yapılmışlar. İçlerinden en fazla bilinenleri, Lice ilçesindeki Birkleyn mağarası, Ergani ilçesindeki Hilar mağarası ve Silvan ilçesindeki Hassuni mağarası.

Yaban hayatı: Yaban hayatı bakımından da oldukça zengin olan Diyarbakır iline sırf bu amaçlarla giden turistler bulunmakta.

Alışveriş konusunda Diyarbakır’da çok çeşitli seçenekler ile karşılaşmanız mümkün. Özellikle el sanatları bakımından bir çok ürün bulacak ve el sanatı ürünlerin çokluğunu görünce şaşıracaksınız. Sipahi çarşısı denilen yerde keçeci, takunyacı, el dokuması halı ve kilim satan satıcılar bulacaksınız. Bu çarşı, düzeni bakımından sanki yüzyıllar öncesinden kalmış bir görünüşe sahip. İlginç görünümü açısından görülmesi gereken yerler listenize ekleyebilirsiniz.

Cahit Sıtkı Tarancı Müzesi

Görülmesi Gerekenler

Diyarbakır Surları

Özellikle birçok medeniyetin izlerini taşıyan Diyarbakır surları, uzunluk bakımından Çin seddinden sonra dünyanın ikinci en uzun suru, yükseklik ve genişlik açısından ise dünyanın en yüksek suru olma ünvanını taşımakta olup mutlaka görmelisiziniz. MÖ 349 yılında Bizans imparatoru Costantinus tarafından onarıldığı ama ilk olarak kimler tarafından yapıldığı konusunda bilgi yok.

Meryem Ana Kilisesi

15. yüzyıldan günümüze kalan bu yapı ilgi çekici özelliklere sahip. Kilisenin mihrabı Bizans döneminden kalmış, kapısı ise Romalılar’dan kalmış. Günümüzde ulaşıncaya kadar bir çok onarımdan geçtiği belirtiliyor. Halen Süryanilere hizmet vermekte olan bu kadim kilise görülmeye değer bir yapı olarak dikkarleri çekiyor.

Mar Thoma Klisesi

Hristyanlığın kabulünden önce de var olan bu yapının kesin olarak ne zaman yapıldığı bilinmiyor. 1639 tarihinde İslam orduları tarafından ele geçirilen Diyarbakır şehrindeki bu kilise camiye çevrilmiş, günümüzde bu kilisenin yerinde Ulu camii yer almakta.

Nebii Camii

Peygamber camisi adını taşımakta olan bu yapı, İnönü mahallesi’nde Gazi caddesi ile İnönü caddesinin kesiştitiği noktada bulunuyor. Akkoyunlular döneminde yapılmış olan camide dönemin mimari değerlerine rastlamak mümkün. 1530 yılında yapıldığı cami duvarındaki kitabede belirtilmekte.

Kasım Padişah (Dört Ayaklı Minare) Camii

Balıkçılarbaşı semtinde bulunmakta. 1500 yılında Akkoyunlu Sultan Kasım tarafından yaptırıldığını gösteren bir kitabesi bulunuyor. Camii sahip olduğu sıradışı mimarisiyle öne çıkan minaresi var. Minaresi kare şeklinde ve dört ayak üzerine oturmuş. Fazlasıyla ilginizi çekecek.

Malabadi Köprüsü

Diyarbakır’da bulunan çok sayıdaki tarihi yapılardan biridir. Silvan ilçesine 22 kilometre mesafede bulunan Malabadi köprüsü, dünyadaki en geniş kemerli taş köprü. Köprü üzerindeki bir yazıtta 1147 yılında Artukoğlu Timurtaş Bin İlgazi tarafından yapıldığı yazılmakta. Bölgeye gelen turistlerin uğradıkları yerlerden. Köprünün iki tarafından da kemerin içindeki odalara inen kısımlar bulunuyor.

Malabadi Köprüsü

Hasan Paşa Hanı

Diyarbakır şehri Anadolu’ya geçiş yapan yolların üzerinde olduğu için şehirde çok sayıda han ve hamam gibi konaklama yapılarına rastlamak mümkün. Hasan Paşa hanı bu yapılardan biri. Hasan Paşa hanı günümüzde de halen hizmet verebilen ikinci han. Osmanlılar döneminde, 1572-1575 yılları arasında yapılmış olduğu biliniyor. Han günümüz şartlarında da farklı amaçlar için hizmet sunduğundan bazı özelliklerini yitirmiş. Ama tüm bunlara rağmen günümüzde halen görsellik açısından görülmesi gereken bir yapı.

Devegeçidi Köprüsü

Diyarbakır’ın 20 kilometre kuzeyinde bulunmakta. Artuklu Salih Mahmut döneminde yapılmış.

Diyarbakır’daki Müzeler

Kültürel anlamda tarihsel zenginliği olan Diyarbakır’ın müzeleri görülmeye değer. Anadolu toprakları ve Mezopotamya arasında bir geçiş köprüsü niteliğinde olduğu için çok sayıdaki kültürün etkileşimi söz konusu. Bu kültürel etkileşimler şehrin bir kültür mozayiğine dönüşmesine neden olmuş. Diyarbakır’daki başlıca müzeler, Diyarbakır Arkeoloji Müzesi, Ziya Gökalp Müzesi ve Cahit Sıtkı Tarancı’nın Evi (kültür müzesi).

Diyarbakır Arkeoloji Müzesi

1934 yılında kurulan müze, 1985 yılında Elazığ caddesi üzerinde yer alan yeni binasına taşınmış olup müzede Epi-Paleolitik dönemden başlayarak (MÖ 8400) neolitik, kalkolitik, eski tunç, Urartu, Asur, Helenistik, Roma, Bizans, Selçuklu, Artuklu ve Osmanlı dönemlerine ait birçok tarihi eser bulunmakta olduğu belirtiliyor.

Ziya Gökalp Müzesi

Diyarbakır’lı ünlü sosyolog ve yazar Ziya Gökalp’in doğduğu evdir. Mimari olarak sadece ev bile tek başına görülmeye değer. 1806 yılında inşa edilen ev, taştan yapılmış olup iki katlı. 1956 yılında müzeye çevrilen evde Ziya Gökalp’in şahsi eşyaları ve çeşitli kolleksiyonlar bulunmakta.

Cahit Sıtkı Tarancı’nın Evi

Diyarbakır’ın tarihsel mimari gelişimini en özgün biçimde yansıtan örnek evlerden biri olarak dikkatleri çekiyor. 1733 tarihinde yapılan ev eski mimariye sahip yerleri görmek isteyenlerin mutlaka görmeleri gereken güzelliklere sahip. Ev yazlık, kışlık, ilkbaharda ve sonbaharda kullanılacak bölümlere sahip. Yapıda farklı büyüklüklere sahip 14 oda bulunuyor. Bu kültür evini ziyaret ederek şairin hatıralarını tazeleyebilir ve Diyarbakır mimarisinin en özgün yapılarından birini görme şansına sahip olabilirsiniz.