KÜLTÜR TURİZMİ-TRABZON

"Karadeniz’in İncisi"

Ülkemizin kuzeyinde bulunan Karadeniz Bölgesi’nin Doğu Karadeniz kısmında yer alan, Anadolu’nun hem coğrafyası hem iklimi hem de tarihi güzellikleri ile ön plana çıkan ve eşsiz tarihini aldığı birçok uygarlığa ev sahipliği yapan Trabzon, yaz kış yağışlı iklimi ile yeşilin her tonunu içinde barındırması ve aynı zamanda bereketli denizleri ile balıkçılık sektörüne vurduğu damga ile tanınıyor.

Dillere destan olmuş iklim özellikleri, temiz havası ve bir o kadar temiz denizi ile hem ülke içi hem de uluslar arası turizmin önemli şehirlerinden olan Trabzon, özellikle bünyesinde barındırdığı tarihi uygarlık merkezleri ile yerli ve yabancı turistlerin ziyaret etmekten keyif aldığı şehirlerin başında yer alıyor. Kalelerden müzelere, manastırlardan türbelere kadar birçok farklı kültüre hitap eden turistik birikimi ile ziyaretçilerini kendisine hayran bırakan bu şehrin sahip olduğu çeşitlik milattan önceki yıllara dayanan tarihinden geliyor.

Karadeniz sahiline kıyısı olan ve Zigana Dağları’nın sınır olarak kabul edildiği bu şehrin yüz ölçümü 4685 metrekare olsa da şehir bu küçük yüzölçümüne rağmen sürekli artan nüfus ve ekonomik faaliyetlerdeki çeşitliliği sayesinde Karadeniz Bölgesi’nin büyük kentleri arasına adını yazdırmayı başarmıştır. Samsun’un ardından Karadeniz Bölgesi’nin ikinci büyükşehri olan Trabzon, 12 Kasım 2012 tarihinde büyükşehir olarak kabul edilmeye başlanmıştır.

Yaylalar ve tepelerden oluşan şehir içerisinde turistlerin ilgisini çeken ve sağlıklı bir yaşam ortamına sahip olması sebebiyle doktorlar tarafından özellikle solunum sistemi rahatsızlıkları yaşayan bireylere önerilen yaylalar şehrin dörtte birini oluşturmaktadır.

1955 yılında şehrin birçok iç göç ve eğitim göçü almasının sebeplerinden biri olan Karadeniz Teknik Üniversitesi’nin kurulması ile ticaret faaliyetlerinde büyük gelişme yaşanan şehir bir kez ziyaret eden ve Trabzon havasını soluyan herkesin yerleşmek ve hayatını sürdürmek istediği şehirler içerisinde ilk sıralar arasında yer alıyor.

Birbirinden güzel birçok tarihi mekanın bulunduğu Trabzon kültürel turizm başta olmak üzere sağlıklı ve temiz havası ve doğallıktan uzaklaşmamış yaylaları ile sağlık turizmine, bunun yanı sıra dalgalı ve hırçın Karadeniz’e kıyısı olması ile birçok rafting tutkunu tarafından ziyaret edilerek spor turizmine, içerisinde bulundurduğu ve tarihi çok eskilere uzanan cami, manastır ve türbeler ile inanç turizmine ve bunun yanı sıra yemyeşil yaylaları ile yayla turizmine hizmet etmekte.

Şehir tarihi birikimi ile turistlerin ilgisini çekerken il içerisinde yapılabilecek en güzel aktiviteler de bu tarihi mekanların ziyareti olmakta. Bunun yanı sıra sevilen ve heyecan duyulan sporlardan olan rafting için de uygun bir denize sahip olan Trabzon.

Şehir kültürel zenginliği, temiz havası ve zengin mutfağının yanı sıra sağladığı alışveriş imkanlarıyla da ziyaretçilerinin şehirden memnun ayrılmasına olanak tanıyor. Karadeniz Teknik Üniversitesi kampusu etrafında yer alan birçok farklı alışveriş merkezinin yanı sıra Forum Trabzon ile canlı bir alışveriş merkezi haline gelmeyi başarıyor.

İçerisinde birçok ünlü markanın ve alışveriş merkezinin bayileri bulunan Forum Trabzon sayesinde hareketli bir ticarete sahip olan il aynı zamanda yine bu sebeple çevre illerden gelen birçok yerli turiste de ev sahipliği yapıyor.

Uzungöl Trabzon

Görülmesi Gerekenler

Trabzon Kalesi

Şehre adını veren bu kalenin tarihi milattan önce 5. yüzyıla kadar dayanmakta. Zaman içerisinde tahribata uğramış olsa da yapılan bakımlar ile hala korunan ve Trabzon’un nefes kesen manzarasını ayaklar altına seren bu kalenin surlarının bir kısmı hala ayakta ve sağlıklı durumda.

Şehrin en eski yapıları arasında yer alan Trabzon surları Aşağı hisar, orta Hisar ve Yukarı Hisar olarak üçe ayrılmakta. Trabzon’a gelen yerli ya da yabancı tüm turistlerin ilgisini çeken ve sıklıkla ziyaret edilen bu surların Osmanlı zamanlarından çok daha öncelere dayandığı hatta milattan öncesinden günümüze kadar şehrin etrafında yer aldığı rivayetler arasında. Trabzon şehir merkezinin 18 kilometre batısında bulunan Akçakale içerisinde yer alan bu surlar Trabzon’u ziyaret edecek tüm turistler tarafından ziyaret edilmelidir.

Atatürk Köşkü

Tarihi boyunca Ulu Önder Atatürk tarafından üç kez ziyaret edilen şehrin içerisinde adını büyük önderimizden alan bir köşk bulunmakta. Atatürk Köşkü olarak adlandırılan bu köşk Soğuksu sırtlarında yer almaktadır ve 19 yüzyıl içerisinde yazlık olarak yaptırılmış.

Birçok farklı mimari tarzından esintiler taşıyan ve bu özelliği ile hem yerli hem de yabancı turistler tarafından ilgi odağı haline gelen köşkün dış cephesinde el yapımı taşçılık işlerinden örnekler bulunduğu gibi aynı zamanda Rönesans etkisinde kalmış batı mimarisinden de esintiler var.

Büyük bir bahçeye sahip olan ve bahçesinde asırlık çam ağaçlarına ev sahipliği yapan köşk iki katlıdır ve köşk içerisinde kullanılan malzemelerde büyük ahşap etkisi görülmekte. Merdivenlerinden tırabzanlara kadar ahşap malzeme ile inşa edilmiş bu köşkün içerisinde Ulu Önder Atatürk’ün şahsi olarak kullandığı eşyalar bulunmakta.

Sümela Manastırı

Trabzon şehrinin tarihi güzellikleri ve kültürel mirası içerisinde büyük yer tutan manastır adı şehir ile bağdaşan ve özellikle yabancı turistler tarafından büyük ilgi gören yapılar arasında ilk sırada yer almakta. Maçka ilçesi içerisinde bulunan manastır, Karadağ eteklerinde yer almakta ve siyah renkli Meryem Ana tasvirinin de etkisiyle şehir ahalisi tarafından Meryem Ana olarak da anılmakta.

Sümela Manastırı

Trabzon Müzesi

Tarihi boyunca birçok medeniyete vatan olan ve birçok farklı uygarlığa ev sahipliği yapan Trabzon’un kültürel mirasının sergilendiği Trabzon Müzesi her yıl hem yerli yem yabancı birçok turist tarafından ziyaret ediliyor. Trabzon’un merkezinde bulunan Zeytinlik Caddesi üzerindeki müze mimari yapısı ve kültürel zenginliğe açtığı kapı ile şehir insanının da ilgi odağı olma şansı kazanıyor.

İtalyan yapılarından esintiler taşıyan ve mimarisi ile İtalyan mimarisini andıran bu binanın yapımında kullanılan malzemeler de 1900’lü yılların başlarında İtalya’dan getirilmiş. Kurtuluş Savaşı döneminde karargah olarak kullanılan ve Mustafa Kemal tarafından gerçekleştirilen ziyaretlerden birinde konaklama amacıyla düzenlenen yapı daha sonra Kültür Bakanlığı’na bağışlanmış ve 10 yıldan fazla süren bir restore süreci sonrasında Trabzon’un kültürel mirasının sergilendiği müze haline getirilmiş.

Ayasofya Müzesi

1200’lü yılların ortalarında kilise olarak inşa edilen yapı günümüzdeki halini alana kadar birçok farklı amaç için kullanılmış ve defalarca kez kullanım amacına yönelik dekore edilmiş. 1461yılında Trabzon’un fethedilmesi ile kilise olarak kullanılmaktan çıkan ve cami haline getirilen yapı 1. Dünya Savaşı’nın yaşandığı dönemlerde depo, karargah ve hastane olarak kullanılmış.

1960’lı yıllarda tekrar düzenlenen ve günümüzdeki halini alan Ayasofya Müzesi yapısı ile hala kilise görünümünü korumakta. Haç modeli ile inşa edilen yapının hala kullanılır durumda olan üç farklı girişi var. Bizans mimarisinin özelliklerini göstermesi sebebiyle özellikle şehri ziyaret eden yabancı turistlerin ilgisini çekmekte.