KÜLTÜR TURİZMİ-ULUDAĞ

"Olympos’tan Uludağ’a"

Kayak denilince en çok tercih edilen merkezlerden biridir Uludağ. Bunun en önemli nedenleri hem en büyük şehirlerimizden biri olan Bursa sınırları içinde olması hem de İstanbul’a yakınlığıdır.

İstatistiklere bakıldığında yılda ortalama 800.000 kişi gelir buraya. Gelenlerin 600.000’i karayolunu kullanır, 200.000’i ise teleferiği tercih eder.

Mevsimler itibariyle bakıldığında ise gelenlerin yüzde 35’i kış, yüzde 50’si yaz, yüzde 15’i ise bahar aylarını tercih eder.

Dağın yüksekliği 2543 metredir ve eşsiz bir manzaraya sahiptir. Öyle ki eğer açık bir hava varsa doruk noktasından İstanbul ve Marmara denizini görmek mümkündür.

Otellerin bulunduğu bölgenin yüksekliği 1900 metreye yakındır. Bu bölge 1961 yılında koruma altına alındı ve Uludağ Milli Parkı olarak ilan edildi. Dağda bulunan Wolfram Madenine uzanan yamaçlardan sonraki bölüm ise dokunulamaz tabiat alanı olarak kabul edildi.

Uludağ’da yılın ortalama 68 günü kar yağar. Bölgenin karla kaplı olduğu gün sayısı ise 180’dir. En yüksek kar kalınlığına genelde Mart ayında rastlanır ve bugüne kadar ölçülen en yüksek kar kalınlığı 4.30 metredir. Kar yağışı genelde Ekim’de başlar ve Mayıs’a kadar sürer. Ağırlıklı olarak Aralık başından Nisan sonuna kadar kayak için elverişlidir.

Uludağ’da zorluk derecelerine göre çok sayıda pist vardır. Bu pistlerin uzunlukları toplamı ise yaklaşık 20 kilometre civarındadır. Pistler, alp disiplini kayak, snowboard ve kuzey disiplini kayak yapmaya uygundur.

Tarihte Uludağ’dan bir yerleşim birimi olarak ilk bahseden tarihçi Herodot’tur. Arkasından ünlü coğrafyacı Strabon da Uludağ’dan bahsederken yine Olympos der bu dağa. Roma İmparatorluğu döneminde ise hristiyanlık resmi din olduğundan Uludağ ve çevresinde keşişler görülmeye başlanır. Bu bölgede Osmanlı Devleti egemen olmaya başladığında keşişler bu manastırları terkeder. Manastırların bir kısmı kendi haline bırakılır. Bir kısmı ise müslüman dervişlerin inzivaya çekildikleri yerler olur. Bu nedenle de Uludağ, Keşiş Dağı olarak anılır bu dönemde.

Dağın Uludağ adını alması ise Osman Şevki Bey sayesinde olur. Asıl mesleği doktorluk olan Osman Şevki Bey bu dağa ilk tırmanan kişidir ve dağın heybetinden öylesine etkilenir ki adının Uludağ olarak değiştirilmesini önerir. Teklifi kabul görür ve dağ 1925’ten itibaren Uludağ ismi ile anılır.

1933 yılında buraya ilk otel yapılır ve Bursa ile Uludağ arasında düzgün bir yol açılır. Sonradan asfalta dönüşen bu yolun sayesinde Uludağ kış sporları için uygun bir merkez haline gelir.

Arka arkaya açılan oteller, 1963 yılında hizmete giren teleferik, Ekim ayından hemen hemen Nisan ayına kadar uzanan bir sezon imkanı ve Bursa gibi çok büyük bir şehre yakın olması Uludağı turizm açısından çekici hale getirir.

Uludağ Milli Parkı arazisinin yüzde 71’i orman, yüzde 28’i ise çayırlık ve kayalık alanlarla kaplıdır.

Uludağ’ın bir diğer özelliği de eteklerinde bulunan sıcak su kaynaklarıdır. Bu kaynaklar sayesinde açılan kaplıcalar özellikle sağlık turizmi açısından Bursa’ya katkı sağlar.

Evliya Çelebi, seyahatnamesinde Uludağ bölgesinde 1060 pınarın olduğunu söyler.

Elbette en büyük aktivite kayaktır. Ancak kayak dışında da yapılacak bir çok şey var.

Paletli araçlar, kar motorları ya da atv’ler kullanılarak güzel geziler yapılabilir.

Oteller bölgesinin hemen altında Sarıalan, Çobankaya ve Kirazlıyayla bölgelerinde piknik, yürüyüş vb. günübirlik kullanımlar yanında kamp olanakları da var.

Yaz mevsiminde temiz havasından ve doğal güzelliklerinden yararlanmak için dağcılık, kampçılık, piknik ve yürüyüş, yapılabilecek en güzel aktivitelerdir.

Uludağ Milli Parkı’nın içinde 2100 metre uzunluğunda Genç Yaşayın Parkuru var. Bu parkurun içinde, düzenlemesi bilimsel esaslara uygun 10 egzersiz istasyonu yer alır. Bunun dışında yaz ve kış doğa yürüyüşüne uygun 8 parkur daha var.

Uludağ, bitki örtüsü olarak da zenginlik gösteren ender bölgelerden biridir. Mevcut patika yolları kullanılarak orman içinde yapılacak yürüyüşler doyumsuz olur.

Ayrıca Uludağ eteklerinde bulunan manastır kalıntıları görülebilir.

Aslında alışveriş açısından pek fazla bir seçenek yoktur. Daha çok hediyelik eşya satışları yapan küçük dükkanlar var. Ayrıca otellerin içinde de bu tarz dükkanlar var.

Bunun yanında kayak takımları ve kıyafetleri satan yerler dikkat çekiyor. Satın almak yerine bu kıyafetleri kiralamak isteyenler için de bu imkanı sunan yerler var.

Bursa Uludağ

Görülmesi Gerekenler

Kayak merkezi

Elbette buraya gelmenin tek amacı kayak yapmaktır.

Otellerin bulunduğu birinci bölgede özel sektöre ve kamuya ait 30’dan fazla tesis bulunur. İkinci bölgede ise özel sektöre ait 4 tesis yer alır. Bunun yanında Kirazlıyayla’da da kamuya ait 2 tesis vardır.

Oteller bölgesinde kayak turizmine hizmet eden 20’den fazla teleski ve telesiyej mevcuttur. Bu tesislerin tamamı kış turizmine yönelik hizmet verirler.

Uludağ Milli Parkı giriş kapısından itibaren 11 kilometrelik bir karayolu ile buraya ulaşılır. Sarılan teleferik istasyonuna uzaklığı ise 7 kilometredir.

Buradaki oteller kış turizmine hizmet etmekle beraber bir kısımı yazın da açık olur. Ancak yazın burada çok fazla yapacak birşey olmadığından daha çok 1-2 günlük aktivitiler için uygundur.

Sarıalan

Mili Parkın sınırları içindeki Sarılan, Bursa’nın içinden gelen teleferiğin ulaştığı bölgedir. Bu teleferiğin uzunluğu 4817 metredir. Bu hattın oteller bölgesine uzatılması için çalışmalar yapılmaktadır. Proje tamamlandığında oteller bölgesine 22 dakikada ulaşılabilecektir. Hattın uzunluğu ise 8500 metreye ulaşacaktır.

Karayolu ile gelenler içinse, Uludağ Milli Parkı giriş kapısından itibaren 10 kilometrelik bir karayolu ile buraya ulaşılır.

Sarıalan’da aynı zamanda daha çok yaz döneminde hizmet veren 12 kır evi bulunur. Ayrıca yaklaşık 300 çadırın kurulabileceği bir kamp alanı vardır. Yine günübirlik gelenler için kır gazinoları yer alır.

Buzul Gölleri

Jeolojik olarak Uludağ’a bakıldığında yüksek tepelerdeki bazı buzul göllerinde, buzul dönemine ait izler bulunur. Bu buzul gölleri Uludağ’ın pek bilinmeyen bir yüzüdür. Zirvenin hemen altında 5 buzul gölü vardır. Bunlar Kara Göl, Aynalı Göl, Buzlu Göl, Kilimli Göl, ve Heybeli Göl’dür. Bu sonuncusu genelde yazın kurur.

Uludağ’ın doruk noktası Kara Tepe’nin altındaki kar çukurunda yaz kış erimeyen bir kar yığını vardır. Bu açıdan bakıldığından ülkemizin bu şekilde kar barındıran en alçak dağı sayılır Uludağ.

Buraya Volfram madeni üzerinden, dik bir yokuşla Uludağ Platosu'na çıkılır. Buradan dümdüz yürünerek göllere varılabilir. Sadece gidiş iyi bir yürüyüşle 4 saat tutar.

Buraya ulaşım, sis, rüzgar ve diğer doğa olayları nedeniyle riskli olduğundan yöreyi tanıyan bir rehber eşliğinde gitmekte yarar var.

Uludağ Buzul Gölleri

Çobankaya

Sarıalan'dan Çobankaya bölgesine telesiyej ile gitmek mümkün. Ayrıca oteller bölgesinden, 2 kilometrelik, orman içinden geçen bir yolla da Çobankaya'ya ulaşılabilir.

Burası da daha çok yaz döneminde günübirlik konaklama ve kamp hizmeti verir. Yaklaşık 100 çadırlık bir kamp alanına sahiptir.

Telesiyej istasyonun karşısında orman içine uzanan yollardan yürüyerek Çobankaya deresine ve dere üzerindeki şelalelere gidilebilir.

Bakacak Seyir Terası

Çobankaya bölgesie 2 kilometre mesafede Bakacak’ta bir seyar terası bulunur. Bütün Bursa ovasına Uludağ’dan bir bakış olanağı sunan bu seyir terası demir kazıklar üzerine kurulu ahşap bir platformdur. Daha çok kar olmayan dönemlerde kullanılan bu teras, yerli ve yabancı turistlere rahat ve güvenli bir seyir olanağı sunuyor. Buradan Bursa ovası yanında Gemlik Körfezi ve Uluabat Gölü’nü de panaromik olarak görmek mümkündür.

Kirazlıyayla

Milli Park kapısına uzaklığı 3 kilometredir. Resmi kurumlara ait iki konaklama tesisi vardır. Ayrıca günübirlik ziyaretler için düzenlenmiş alanlar vardır.

Keşiş Evi

Oteller bölgesinden karşıya bakıldığında yüksek tepede görünen kulübe Keşiş Evi olarak bilinir. Uludağın doruk noktasından 50 metre kadar daha alçaktır. Buraya iki yoldan gidilebilir. İlk yol volfram madenine ulaşıp oradan dik bir yokuşu tırmanmaktır. Diğer yol ise biraz daha uzun bir yürüyüş gerektirir. Beden Terbiyesi tesislerinin arkasındaki tepeye kısa bir yürüyüşle tırmanarak Kuşaklıkaya sırtından devam edilir. Keşiş Evi’nin inanılmaz güzel bir manzarası vardır.