KÜLTÜR TURİZMİ-VAN

"Batmayan Güneşin Şehri"

Çeşitli medeniyetlere ev sahipliği yapmış olan Van doğu Anadolu Bölgesi’nde Türkiye’nin en doğu kesiminde bulunur. Arazi bakımından engebeli bir görünüm sergiler. Yeşillik olarak fakir bir il olarak karşımıza çıkar. Van’da Türkiye’nin en büyük gölü olan Van Gölü’nün doğu kısmı bulunur. Nemrut Dağı’nın patlamasından sonra gölün krater kısmında sular birikir ve göl volkanik bir özellik alır.

Van’da karasal bir iklim hüküm sürer. Günler ile geceler arasındaki sıcaklık farkı çok fazla olan Van’da kışlar uzun ve kar yağışlı, yazlar ise kısa sürer.

Van’ın çok eskilere dayanan bir tarihi bulunur. Özellikle Tilkitepe’de yapılan kazılar sonucunda ele geçen kalıntılarda buradaki yerleşimin Kalkolitik Çağına dayandığı görülür. Bulunan bu kalıntılar Van Bölgesi’nin Mezopotamya kültürüyle de ilişkili olduğunu gösterir. MÖ 3000’li yıllarında burada Hurri halkı yaşar. Bu şehir Hurrilerin merkezi olur.

Hurrilerin yıkılması Hititler tarafından gerçekleştirilir. Ondan sonra bu bölgeye Urartular yerleşir. 300 yıl gibi bir süre burası Urartu halkının başkenti olarak kalır. Urartu dilinde bu şehrin adı Biane olur. Urartular ileri bir medeniyete sahip bir halk olarak karşımıza çıkar. Bu Tuşba Çavuştepe ve Topraktepe de ortaya çıkan eserlerden anlaşılır. Urartuların egemenliği MÖ 6. yüzyılda Medler tarafından yıkılmalarına kadar sürer. Daha sonra burada Medler, Büyük İskender’in Persleri yenerek buraya hakim olmasına kadar hüküm sürer. 1071 Malazgirt Savaşı’ndan sonra burada Selçuklular yerleşir.

Van birçok medeniyetin beşiği olduğundan tarihi ve kültürel eser bakımdan zengin koleksiyona sahip.

Nisan ayının ilk günlerinde yani 2 Nisanda Van’ın kutlama şenlikleri yapılır.

Çatak, Erciş ve Bahçesaray ilçelerinde de çeşitli tarihlerde festivaller düzenlenir. Van Erciş Üniversitesinin düzenlediği etkinliklerde bulunur.

Van’da ulaşım ağı gelişmiş bir durumda olduğundan kamp kurarak gününüzü değerlendirebilirsiniz.

Doğa sporlarından bahsetmişken buna dağcılığı da ekleyebiliriz. Süphan Dağı’na tırmanırken Van’ın muhteşem görüntüsüne doyamayacaksınız.

Van’da olta balıkçığı yaygın bir uğraş olarak göze çarpar. Van Gölü’ne dökülen akarsuların ağızlarında sazan balığı ile bu bölgeye özgü inci kefali balığını avlayabilirsiniz. Çatak bölgesinde bulunan akarsuda da alabalık avlanır.

Van’ın bitki örtüsü avlanmayı olanaklı kılar. Burada çok çeşitli av hayvanları bulunur. Bu ilde her mevsim avlanabilirsiniz. Avlayabileceğiz av hayvanları arasında keklik, dağ keçisi, toy, tavşan, ayı ve domuz sayılabilir.

Bu şehirde alışverişin temelini turistik eşyaların alım satımı oluşturur. Özellikle de dünyaca tanınmış olan Van kilimlerini mutlaka sevdiklerinize hediye için almalısınız. Van kilimlerinin dokunmasında kirkit ve tezgah gibi geleneksel tezgahlar kullanılır. Kilim dışında halı, el sanatlarını yansıtan hediyelikler ve süs eşyalarda alınır. Hayvanlardan hoşlanıyorsanız sevdiklerinize Van Kedisi de hediye edebilirsiniz.

Van Kalesi

Görülmesi Gerekenler

Menua (Semiramis-Şamran) Su Kanalı

51 kilometre uzunluğunda olan bu kanal Urartular’dan günümüze kadar gelebilen en güzel kanallardan biri. Urartu Krallığı’nın başkentinin bulunduğu yere tatlı su getirir. Bu su yörenin en büyük su kaynağı olarak göze çarpar. Kral Menua’ya ait olan bir kitabe yurdumuzdan kaçırılıp Almanya’da Pergamun Müzesinde sergileniyor.

Urartu Su Kanalları

MÖ 1000 yılında Urartular tarafından yapılır. Bu su kanalları Anadolu’daki su mühendisliklerine çok güzel bir örnek teşkil eder.

Çifte hamam

Eski Van’ın doğu kısmında, Tebriz kapı Mahallesi’nde bulunan bu hamama ait kitabe günümüze kadar gelemediği için yapım tarihi bilinmiyor. Mimarisinden XVI. yüzyılda Osmanlı Dönemi’nde yapıldığı biliniyor. Hamamda erkekler ve bayanlar bölümü bulunur. Güneydeki bölüm daha geniş olduğu için erkeklere, kuzey bölümü de daha küçük olduğundan bayanlara ayrılır. Her iki bölümde de soğuk, sıcak ve ılık kısımları bulunur. Yapımında kesme, moloz taş ve tuğla malzemeleri kullanılır.

Hoşap İç Kale Hamamı

1643 yılında Omsalılar tarafından yapılan bu kale Hoşap’taki iç kalede bulunur. Yapımında moloz, kesme taş ve tuğla kullanılır. Hamamda soğuk, sıcak ve ılık bölümleri bulunur. Bu hamamın soğukluk ve ılıklık bölümü tuğla ve moloz taştan meydana gelen beşik tonozla örtülü. Bu hamam günümüze kadar gelememiştir.

Hamurkesen Köyü Hamamı

Hamurkesen Köyü yakınlarındaki kalenin yanında yer alan caminin yanında hamam kalıntıları bulunur. Cami ile birlikte yapıldığı sanılır. Hamam günümüze kadar gelemediği için nasıl bir mimari yapıya sahip olduğu bilinmiyor. Kalıntılara bakarak hamamın taş zemine moloz taştan yapıldığı tahmin ediliyor.

Ganiyisippi Şelalesi

Van’a 60 kilometre uzaklıkta olan bu şelale mesire yeri olarak kullanılır. Çevresinde alabalık tesisleri bulunan şelale kayalıklardan 100 metre yükseklikten dökülür. Şelalenin suları bahar aylarında özellikle de nisan ayında çok bol olarak akar, yaz ayların da ise şelalenin suyu azalır.

Muradiye Şelalesi

Van’a 10 kilometre uzaklıkta olan bu şelale Bend-i Mahi Çayı üzerinde bulunur. Şelale derin bir vadi içinde bulunur. Şelalenin suları 10 veya 20 metre yükseklikten aşağıya doğru dökülür.

Muradiye Şelalesi

Bey Hanı

Hoşap’ta bulunan bu hanın kitabesi günümüze kadar gelemediği için yapıldığı tarih bilinmiyor. Hanın planı kare olarak gözükse de dikdörtgen yapılı ve yapısında kesme taş bulunur. Kuzey tarafında dükkanlar göze çarpar. Hanın içine girmek için kuzey bölümündeki sivri kemerli bir kapıdan girmek gerekir. İçeri bölüm payelerle dört kısma ayrılır. İç bölümün aydınlatılmasında mazgal pencereler kullanılır. Hanın doğu ve batı kesiminde bir tane, güneyde dört tane ve kuzeyde de 3 tane mazgal bulunur. Han günümüze kadar gelmişse de harap bir durumda.

Hamurkesen Köyü Hanı

Hamurkesen Köyü’nde bulunan bu hanın yapımı bilinmiyor. Kitabesi de günümüze kadar gelemediği için hakkında herhangi bir bilgi yok. Han tamamen yıkılmış bir durumda. Sadece temel duvarlarını görürsünüz.

Van Müzesi

Şerefiye Mahallesi’nde bulunan bu müzede 1932 yılından beri yapılan araştırmalar sonucunda elde edilen eserler sergileniyor. Bu müze arkeoloji ve etnografya bölümlerinden oluşur. Arkeoloji bölümü müzenin zemin bölümünde bulunur. Bu bölümde kronolojik sıraya göre Preshistorik dönemden başlayıp Urartu dönemine kadar olan eserler sergilenir. Bu müzede bronz miğferler, o zamanları kullanılan kap kaçaklar, savaşta kullanılan kılıçlar, kemerler ve mozaikten yapılan eşyalar sergilenir.

Varagavank (Yedi Kilise) Manastırı

İl merkezine 10 kilometre uzaklıkta olan bu manastır tam olarak yedi kiliseden meydana gelir. Yörenin en zengin manastırı olarak bilinir. Bu kiliselerin manastıra eklenmesi değişik zamanlara rastlar. Manastırı Vaspuran kralının yaptırdığı söylenir. Ermeni kaynaklarında geçen bir bilgi Azize Gayene ve Hripsime’nin 3. yüzyılın son zamanlarında Hz. İsa’nın çarmıha gerildiği hacın bir kısmını buraya getirdiklerini söyler. 7. yüzyılda haç ortadan kaybolur. Bunun üzerine kral Senekerim haçı bulmak ümidiyle manastırın genişletilmesini emreder. Manastırın en eski kilisesi St. Sophia. Manastırın güney kesiminde bulunan bu kilise kral Senekrim’in eşi tarafından yaptırılır. Kubbeli ve yonca planlı olan bu kilise günümüze kadar gelemedi. İkinci kilise bu kilisenin kuzey tarafındaki duvara eklenen Aziz Yuhanna Kilisesi. Bu kilisenin üç tane apsiti ve üzerinde kubbe bulunan bu kilisenin günümüze kadar gelmesi mümkün olmadı.

Hüsrev Paşa Medresesi

Van’ın Ören Köyü’nde bulunan bu medrese 1653 yılında Hüsrev Paşa tarafından yaptırılır. Daha sonra bu yapı Süleyman Paşa tarafından geliştirilerek iki katlı bir medrese haline getirilir. Dikdörtgen bir plana sahip olan bu medresede kesme taş ve moloz taş bulunur. İki katlı olan bu medresede 14 tane hücre bulunur. Hücreler beşik tonozdan yapılı olup, ön tarafların iki katlı revakları bulunur. Revaklar günümüzde artık bulunmuyor.

Mir Hasan Veli Medresesi

Bahçesaray İlçesi’nde ve mezarlığın içinde olan bu medrese Mir Hasan Veli tarafından yaptırılır. Kitabesi günümüze gelemediği için 16. yüzyılda yapıldığı tahmin ediliyor. Oldukça harap bir durumda ve moloz taştan yapılı. Planı kareye yakın bir dikdörtgen yapı olarak göze çarpar. Medreseye güney tarafındaki bir kapıdan girilir. Kapının iki yanında büyük odalar bulunur. Dikdörtgen planlı olan kuzey bölümünde üzeri beşik tonozla örtülü 5 oda bulunur. Medresenin kalıntılarına dayanarak iki katlı olduğu söylenebilir.

Evliya Bey Medresesi

Gevirhan Mezarlığı’nın yakınında Evliya Bey tarafından yaptırılır. 17. yüzyılın sonlarında bu bina yaptırılır. Dikdörtgen plana sahip olan bu medrese moloz taştan yapılır. Dikdörtgen şekilli olan avlunun iki tarafında beşik tonozdan yapılı olan hücreler bulunur. Medresenin güney cephesinde sekizgen şeklinde dershane mescit göze çarpar. Yapının doğu tarafına küçük olan iki kare yer eklenir. Batı kısımda kalan beşik tonozlu 3 oda ve doğu tarafında da üç oda bulunur. Medrese sade bir yapı olarak göze çarpar.

İzzettin Şir Medresesi

Gevaş İlçesi’nde olan bu eserin kitabesi çok hasar gördüğü için yapımı ile ilgili elimizde bir bilgi yok. Eserin yapım tarzına bakılarak 14-15. yüzyılları arasında yapıldığı tahmin edilebilir. Medrese doğu batı yönünde olup caminin avlusunu u şeklinde çevreler. Burada bulunan sekiz hücrenin üstü beşik tonozla örtülü ve kare plan göze çarpar. Görünüm olarak medrese çok kötü bir durumda.

Hasan Bey Medresesi

Hoşap’ın girişinde bulunan mezarlığın içinde bulunan bu medresenin kitabesine baktığımız zaman Hasan Bey tarafından yaptırıldığı anlaşılır. Dikdörtgen bir plan kullanılan medresede kesme ve moloz taş kullanılır. Avlu bölümünün doğu ve batı bölümünde avlular bulunur. Güneyinde mescit ve güneybatısında da türbe bulunur. Medreseye girmek için kuzey tarafında bulunan kesme taş duvarlardan geçmeniz gerekir. Avlunun doğu kesiminde beş tane, batı kesiminde dört tane hücre bulunur. Beşik tonozla örtülü olan hücreler bir toprak damla örtülü. Medresenin güney bölümünde mescit yer alır. Kuzey ve güney doğrultusunda olan bölümün üzeri beşik tonozla örtülü. Dışarı doğru hafif bir çıkıntısı olan mescidin aydınlatılmasında mazgal pencereler kullanılır. Güneybatı tarafında mihrap göze çarpar. Sade bir yapı kullanıldığı görülür.

Akdamar (Kutsal Haç) Kilisesi

Akdamar Adası’nda bulunan bu kilise kıyıya 4 kilometre uzaklıkta bulunur. Vaspurakan tarafından din adamı yetiştirilmesi için yaptırılır. Manastırın kuzeydoğusundaki şapel 1296 yılında yapılır. Batısında bulunan jamatun ise 1763 yılında buraya eklenir. Kilise dikdörtgen bir yapı üzerinde ve doğu batı doğrultusunda uzanır. Kilisenin yapımında kesme küf taşı kullanılır. Kilise dört yonca yaprağı şeklinde ve yunan haçı şeklinde yapılır. Haçın kolları çapraz şekilde ve burası aynalı tonozlarla örtülü. Doğu yönünde bulunan apsis beş köşeli. Kilisenin batı tarafında bulunan çıkıntı çan kulesi olarak düzenlenir. Kilisenin dış tarafındaki yazılar kutsal kitaplar İncil ve Tevrat’tan alınma olup, taş kabartma şeklinde bulunur. Bu kabartmalarda günlük yaşama ve saray yaşamına ait görüntüler yer alır. Ayrıca av sahneleri de bulunur. Kilisenin iç tarafının tamamı dini konulu fresklerle süslü. Kilisenin batı tarafında ise kral Gagik’e kilisenin küçük bir maketini sunma sahnesi bulunur. Doğu bölümünde ki tasvirde ise asma yaprakları içinde oturan Abbasi Halifesi bir elinde kadeh bir elinde de üzüm salkımını tutar.

St Georges Kilisesi

Adır Kıyısı’nın güneyinde bulunan ve kıyıdan 2 kilometre uzaklığı olan bu manastır ve kilise 11. yüzyılda yapıldı. Manastırın bölümleri şapel, papaz okulu, keşiş hücreleri ve misafirhanelerden meydana gelir. Yapımında kesme taş kullanılan bu kilise sade bir görünüm sergiler. Kare yapımına uygun bir mimari yapısı var. İç mekanda bulunan taşlar arasında önceki zamanlara ait mezar taşlarına rastlanılır.

Çarpanak (Ktuc Manastırı) Kilisesi

Çarpanak Adası’nda bulunan bu eser 9. yüzyılda dört koruyucu adına yapılır. 15. yüzyıla kadar manastır dini hizmet veren bir yer olarak kullanılır. Günümüze sadece kilise ve ona yapışık bir şekilde bulunan şapel sağlam olarak gelir. Manastıra ait diğer parçalar bulunmuyor. Yapımında kesme taş kullanılan bu eser yunan haçı şeklinde ve dikdörtgen alan üzerine yapılı. Kilisenin beş köşeli olan apsisi oldukça derin. Kilisenin batısında yer jamatun dokuz bölümden oluşur ve üzeride tonozla örtülü. Giriş kapısının üst tarafı çan için düşünülür. Bu bölüm renkli olan düz kesme taşlar kullanılarak yapılır.

St Bartholomeus Kilisesi

Albayrak Köyü’nde bulunan bu kilise büyük Zap Vadisi’ne tepeden bakar. Tahminen 13. ve 14. yüzyılda yapıldığı biliniyor. Dikdörtgen bir yapı üzerinde olan kilise doğu batı doğrultusunda uzanır. Yapısında düz kesme taş kullanılan eserin giriş bölümü batıda kalır. Burada Tanrı ve Melek tasvirlerini görebilirsiniz. Bu tasvirlerde Tanrı altı meleğin taşıdığı bir taht üzerinde oturur şekilde bulunur. Kilisenin batı bölümünün girişinde plastik kabartmalı figürlere rastlanır.

Soradir Kilisesi

Yanal Köyü’nde bulunan bu kilise St. Ejmiacian adına yapılır. Kilise dört yonca yaprağı şeklinde, hafif kırmızıyı andıran kesme taşından yapılır. Kilisenin doğu ve batı bölümleri oldukça uzun. Orta mekan iki tane kemerin karşılıklı olarak kesişmesinden oluşur. Kubbe yüksek kaburgalı bir kasnak ile örtülü. Kasnağın köşeleri pahlı ve kare şeklinde. Doğu tarafında bulunan apsis çıkıntılı bir görüntü sunar.

Hoşap (Evliya Bey) Köprüsü

Hoşap Suyu üzerinde bulunan bu köprü 1671 yılında buranın beylerinden olan Evliya Bey tarafından yaptırılır. Köprünün kemer gözlerinin arasında iki tane sülüs yazılı kitabe bulunur. Kuzey güzey yönlerinde uzanan bu köprü, kesme taştan yapılı ve üç gözden meydana gelir. Köprüde açık ve koyu olmak üzere iki çeşit taş kullanıldığı görülür. Köprünün su tarafında kalan bölümü sade bir görünüm sergiler. Diğer tarafında prizma şeklinde üçgen seyranlar yer alır. Bu seyranlar üzerinde sonradan iptal edildiği anlaşılan pencereler bulunur. Bu pencerelerin varlığı bize köprünün içinde oda olduğu hissini veriyor. Köprü günümüze sağlam bir şekilde geldiği için hala kullanılır.

Bend-i Mahi Köprüsü

Bend-i Mahi Çayı üzerinde bulunan bu köprünün kitabesi günümüze gelememiş olmasına rağmen bu köprünün 13. yüzyılda Selçuklu Devleti tarafından yaptığı bilinir. Köprü yapılırken kesme ve moloz taşların yanında ara ara devşirme parçalarında kullanıldığı göze çarpar. Uzunluğu 62 metre olan bu köprü sivri kemerleri olan iki gözden meydana gelir. Günümüzde köprü kendi kaderine terk edilmiş bir görünüm sergiler.

Hurkan Köprüsü

Çatak Suyu üzerinde bulunan bu köprü ile ilgili herhangi bir bilgi yok. Osmanlı dönemine ait olduğu tahmin ediliyor. Kesme ve moloz taştan yapılı olan bu köprü, kuzeydoğu ve güneybatı tarafında uzanır. Tek gözü olan bu köprünün kemerleri fazla sivri değil. Köprüde taşın yanında çok sayıda tuğlanın da kullanıldığı göze çarpar. Korkulukları Ahlat taşından yapılan köprünün korkuluk ile kemer gözü arasında kalan duvarı moloz taşlar ile örtülü. Köprünün kuzeydoğu bölümünde bir odacık bulunur. Köprü günümüze sağlam bir şekilde geldiği için hala kullanılıyor.

Zeril Köprüsü

Zeril Suyu üzerinde bulunan bu köprü derin bir vadi içinde bulunur. Kitabesi günümüze ulaşamadığı için köprü ile ilgili elimizde fazla bir bilgi yok. Köprü tek gözlü olarak kesme taştan yapılı bir görünüm sergiler. Yapımında Ahlat taşı kullandığı göze çarpar. Derin bir vadinin içinde bulunduğundan dolayı dik olan kemerin iki tarafına doğru alçalır. Köprü iyi durumda bulunuyor.

Tuşpa (Van Kalesi)

İle 5 kilometre uzaklıkta bulunan bu kale MÖ 840- 825 yılları arasında I. Urartu Kralı Sardi tarafından yaptırılır. Kalenin içinde Urartulardan kalma birçok eser bulunur. Urartulardan sonra Perslerin yazıtları dışında herhangi bir belgeye rastlanılmaz. Osmanlı döneminde kullanılan bu yapı o döneme ait yapılan eserleri de bünyesinde barındırır. Bir kaya kütlesi üzerine kurulu olan bu kale kesme moloz taş yapıdan meydana gelir. Kalenin düzgün bir mimari yapısı bulunmuyor. Kale iç içe olan ayrı dört tane surdan meydana gelir. Kalenin güneybatı bölümünde yükseklikleri değişen farklı iki bölüm bulunur. Kalenin güneyinde eski Van şehrine ait kalıntılar bulunur.

Rusahinili (Toprakkale)

Van’ın kuzeydoğusunda bulunan Van Ovası’ndaki bu yer Urartuların ikinci başkenti olarak bilinir. Zimzim kayalıkları üzerinde bulunan bu yer Urartuların ikinci kralı Rusa tarafından kurulduğu için Rusahinili adını alır. Toprakkale savunmaya uygun bir yer olması nedeniyle Asurluların III. Kralı tarafından yaptırılır. Burada şehrin su ihtiyacını karşılamak için bir baraj yaptırılır. Bu yaptırılan eser Urartuların sulama alanında yaptıkları en güzel eserlerinden biri olarak bilinir.

Sardurihinili (Çavuştepe)

Gürpınar Ovası’nda bulunan Bol Dağları’nın uzantısı olan bir tepede kurulu olan yerin anlamı Urartu dilinde Sardur’un kurduğu kent anlamını taşır. Kale aşağı ve yukarı bölümden oluşur. Kalenin yapımında iri blok ve moloz taşlar kullanılır. Yukarı kale bölümünde mabet bulunur. Aşağı kalede ise kalıntılardan anlaşıldığına göre temeller, mahzenler ve depolar bulunuyor. Kale Urartu Devleti’nin en görkemli döneminde yapıldığı için Urartu mimarlığının bütün güzelliklerini gösterir. Bu bölgenin en önemli özelliklerinden bir tanesi de kült merkezi olması. Burada ayrı iki tanrıya ait kült yerleri bulunur.

Ortada bulunan giriş kapısı aşağı ve yukarı bölümleri birleştirir. Doğuya giden yol yukarı kaleye, batı bölümüne çıkan yol aşağı kale bölümünü gösterir. Yukarı kale küçük yapılı olduğundan kalede tapınak ve avlusundan başka bir şeye rastlanmaz. Bu durum buranın sadece kral Haldi’ye adanan bir yer olduğunu gösterir. Aşağı bölümün yapısının dikdörtgen yapılı ve kalker taşlarından olduğu görülür. Çok sayıda çeşitli meslek dallarını yansıtan atölyeler bulunur.

Alniunu

Urartuların önemli bir yerleşimi olarak göze çarpar. MÖ 3000 yıllarında Hurri halkı burada hüküm sürer. Hititler tarafından yıkılan Hurriler’den sonra buraya Urartular egemen olur ve yerleşir. Bu su kanalı 5000 hektarlık bir alanı sular. Batı tarafında ki kayalıklardan akmaya başlar.

Karagündüz Höyüğü

Erçek düzünün batı ucunda yer alan bu höyük 6-7 metre kalınlığı bulur. Bu yer kuzeyden güneye doğru meyilli bir arazi üzerinde yer alır. Burada bulunan mezarların oda mezar olduğu görülür. Mezarlarda ölüler ile birlikte konulan hediyelere rastlanılır. Burada yapılan kazılarda Ortaçağdan başlayıp erken Transkafkasya dönemine kadar uzanan yedi tane yapının varlığı ortaya çıktığı görülür.

Ulu Cami

Tebriz kapısı ile iskele kapısı arasında bulunan bu caminin kitabesi günümüze ulaşamadığından yapımı hakkında bir bilgi bulunmuyor. Yapısı dikdörtgen planlı, kesme ve moloz taş ile tuğladan olan bu camide ibadet yerine kuzey yönünden giriliyor. Cami duvarlarının alt kısmında kesme taşlar, üst kısımlarında ki kemerlerinde ise tuğla kullanıldığı göze çarpar.

Kızıl Cami

Ulu Cami’nin yakınında bulunan bu cami hakkında kitabesi olmadığı için kesin bir bilgi yok. Günümüze gelen kalıntılardan caminin dikdörtgen yapılı ve kesme taşlardan yapıldığı biliniyor.

Süleyman Han Camisi

Van İç Kale de bulunan bu cami hakkında kesin bir bilgi yok. Yapı olarak kare planlı ve küçük bir cami. Minaresi kare kaide üzerine oturtulmuş olan bu caminin gövdesi silindirik bir yapıya sahip.

Hüsrev Paşa Camisi

Hüsrev Paşa tarafından yaptırılan bu cami kesme taştan ve dikdörtgen bir yapıdan ibaret. Caminin kubbesi tuğladan yapılı. İbadet bölümü kare yapılı olup üzeri kubbe ile örtülü. Mihrap bölümünde bulunan mihrap kalkerden yapılı olup, üstü mukarnaslı bir görünüm sergiler. Caminin kuzeybatı tarafında yer alan minaresi iki renkli taşlardan yapılı olarak göze çarpar.

Kaya Çelebi Camisi

Kaya Çelebizade Koçi Bey tarafından yaptırılır. Cami kare planlı ve iki renkli kesme taştan yapılır. İbadet edilen yer değişik şekillerde pencereler ile aydınlatılır. Minare kare kaide üzerinde olup, tek şerefesi ve silindir bir gövdesi bulunur. Bu eser eski Van’da ibadet edilen tek yer olarak bilinir.

Horhor Camisi

Horhor semtinde bulunan bu cami ile ilgili elimizde kesin bir bilgi yok. Dikdörtgen yapılı ve yapısında kesme taş bulunur. Caminin sadece doğu ve güney bölümleri ayakta kalabilmiş.

Abbasağa Camisi

Horhor Cami ile Ulu Cami arasında bulunan bu caminin yapısı hakkında herhangi bir bilgi bulunmaz. Kesme taştan yapılmış olan bu caminin üst duvarları kerpiç ile kaplı. Üst örtüsü yok. Cami içinde herhangi bir bezeme bulunmuyor. Diğer görülmesi gereken yerler arasında Dergezi, Derviş Kaplıcaları, Kanlıbudak Madensuyu, Bolbülük Madensuyu ve kaya kabartmalarının olduğu yerleri sayabiliriz.